مِيل — أَمْيَال
هَذَا الطَّرِيقُ يَبْعُدُ خَمْسَةَ أَمْيَالٍ عَنِ الْمَدِينَةِ.
Bu yol, şehre beş mil uzaklıkta.
هَذَا الطَّرِيقُ يَبْعُدُ خَمْسَةَ أَمْيَالٍ عَنِ الْمَدِينَةِ.
Bu yol, şehre beş mil uzaklıkta.
بَعْدَ الْفَيَضَانِ، وَجَدَ الْمُزَارِعُ فِي حَقْلِهِ طَبَقَةً سَمِيكَةً مِنَ الطَّمْيِ الْأَسْوَدِ.
Sel bastıktan sonra çiftçi tarlasında kalın bir siyah mil tabakası buldu.
كَانَ عَلَيْنَا اسْتِخْدَامُ قَضِيبٍ رَفِيعٍ لِإِصْلَاحِ الْآلَةِ.
Makineyi tamir etmek için ince bir mil kullanmamız gerekti.
Ayrıca: مِرْوَد
سِيخ