كَانَ الْأَطْفَالُ يَلْعَبُونَ بِالْقَفْزِ عَلَى الْمَرَاتِبِ الصَّغِيرَةِ فِي غُرَفِهِمْ، وَكَانُوا يَسْتَمْتِعُونَ كَثِيرًا.
Çocuklar, odalarındaki minderlerin üzerinde zıplayarak oyun oynuyorlardı, çok eğleniyorlardı.
كَانَ الْأَطْفَالُ يَلْعَبُونَ بِالْقَفْزِ عَلَى الْمَرَاتِبِ الصَّغِيرَةِ فِي غُرَفِهِمْ، وَكَانُوا يَسْتَمْتِعُونَ كَثِيرًا.
Çocuklar, odalarındaki minderlerin üzerinde zıplayarak oyun oynuyorlardı, çok eğleniyorlardı.
تَصَارَعَ الْمُصَارِعُونَ بِشِدَّةٍ عَلَى الْبِسَاطِ، وَشَاهَدَهُمُ الْجُمْهُورُ بِحَمَاسٍ.
Güreşçiler, minderin üzerinde kıyasıya mücadele ettiler, seyirciler heyecanla onları izledi.
مِخَدَّة، نُمْرُقَة