muavin

تَحَدَّثَ مُسَاعِدُ المُدِيرِ فِي الاِجْتِمَاعِ نِيَابَةً عَنْهُ.

Müdürün muavini, toplantıda onun yerine konuşma yaptı.

نَائِب — نُوَّاب

عَيَّنَ رَئِيسُ الْبَلَدِيَّةِ نَائِبَهُ فِي مُهِمَّةٍ مُهِمَّةٍ.

Belediye başkanı, muavinini önemli bir göreve atadı.

سَاعَدَ مُعَاوِنُ السَّائِقِ الرُّكَّابَ فِي حَمْلِ أَمْتِعَتِهِمْ.

Şoför muavini, yolcuların eşyalarını taşımalarına yardım etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler