muazzep

لَا يُمْكِنُ لِلْأَشْخَاصِ الْمُعَذَّبِينَ فِي الْحَرْبِ أَنْ يَنْسَوُا الصَّدْمَةَ الَّتِي مَرُّوا بِهَا أَبَدًا.

Savaşta muazzep insanlar, yaşadıkları travmayı asla unutamazlar.

كَانَ فِي حَالَةٍ مُتَأَلِّمَةٍ بِسَبَبِ مَرَضِهِ، وَكَانَ يُعَانِي بِاسْتِمْرَارٍ.

Hastalığı nedeniyle muazzep bir haldeydi, sürekli acı çekiyordu.

كَانَ فِي حِدَادٍ مُتَوَجِّعٍ عَلَى أَحِبَّائِهِ الَّذِينَ فَقَدَهُمْ.

Kaybettiği yakınları için muazzep bir şekilde yas tutuyordu.

İlişkili Kelimeler