muhafız

حَارِس — حُرَّاس

كَانَ حُرَّاسُ الْمَلِكِ يَقِفُونَ عَلَى أُهْبَةِ الِاسْتِعْدَادِ أَمَامَ الْقَصْرِ.

Kralın muhafızları, sarayın önünde nöbet tutuyorlardı.

حَامِي — حُمَاة

يَتَصَرَّفُ الْكَلْبُ وَكَأَنَّهُ حَامِي الْعَائِلَةِ وَكَانَ يَنْبَحُ عَلَى الْغُرَبَاءِ.

Köpek, ailenin muhafızı gibi davranıyor ve yabancılara karşı havlıyordu.

İlişkili Kelimeler