فِي الْمَاضِي، كَانَ يُوجَدُ بَائِعُ مُهَلَّبِيَّةٍ فِي كُلِّ زَاوِيَةِ شَارِعٍ تَقْرِيبًا.
Eski zamanlarda her köşe başında bir muhallebici bulunurdu.
فِي الْمَاضِي، كَانَ يُوجَدُ بَائِعُ مُهَلَّبِيَّةٍ فِي كُلِّ زَاوِيَةِ شَارِعٍ تَقْرِيبًا.
Eski zamanlarda her köşe başında bir muhallebici bulunurdu.
بَعْدَ الْعَشَاءِ، ذَهَبْنَا إِلَى مَحَلِّ الْمُهَلَّبِيَّةِ وَتَنَاوَلْنَا الْحَلْوَى.
Akşam yemeğinden sonra muhallebiciye gidip tatlı yedik.