ذَهَبَ الْجُنُودُ الْمُحَارِبُونَ إِلَى الْجَبْهَةِ لِلدِّفَاعِ عَنْ وَطَنِهِمْ.
Muharip askerler, vatanlarını savunmak için cepheye gittiler.
ذَهَبَ الْجُنُودُ الْمُحَارِبُونَ إِلَى الْجَبْهَةِ لِلدِّفَاعِ عَنْ وَطَنِهِمْ.
Muharip askerler, vatanlarını savunmak için cepheye gittiler.
اِنْضَمَّ إِلَى الْجَيْشِ كَمُقَاتِلٍ فِي سِنٍّ مُبَكِّرَةٍ.
O, genç yaşta muharip olarak orduya katıldı.
أَبْدَتِ الْقُوَّاتُ الْمُشَارِكَةُ فِي الْقِتَالِ مُقَاوَمَةً كَبِيرَةً ضِدَّ الْعَدُوِّ.
Muharip güçler, düşmana karşı büyük bir direniş gösterdi.