muhteriz

إِنَّهُ خَجُولٌ جِدًّا لِذَلِكَ يَتَرَدَّدُ فِي التَّحَدُّثِ إِلَى أَشْخَاصٍ جُدُدٍ.

Çok muhteriz olduğu için yeni insanlarla konuşmaktan çekiniyor.

بِأُسْلُوبٍ مُتَحَفِّظٍ، يَتَجَنَّبُ التَّعْبِيرَ عَنْ أَفْكَارِهِ بِوُضُوحٍ.

Muhteriz bir tavırla, düşüncelerini açıkça ifade etmekten kaçınıyor.

إِنَّهُ مُتَرَدِّدٌ لِذَلِكَ يَجِدُ صُعُوبَةً فِي اتِّخَاذِ الْقَرَارَاتِ.

Muhteriz olduğu için karar vermekte zorlanıyor.