تَسَلَّطَ عَلَيَّ هَذَا الذُّبَابُ طَوَالَ الْيَوْمِ، وَأَزْعَجَنِي كَثِيرًا.
Bu sinekler bütün gün bana musallat oldu, beni çok rahatsız ettiler.
تَسَلَّطَ عَلَيَّ هَذَا الذُّبَابُ طَوَالَ الْيَوْمِ، وَأَزْعَجَنِي كَثِيرًا.
Bu sinekler bütün gün bana musallat oldu, beni çok rahatsız ettiler.
يُلَاحِقُ ذَلِكَ الرَّجُلُ الْمَرْأَةَ بِاسْتِمْرَارٍ، وَالْمَرْأَةُ خَائِفَةٌ مِنْهُ جِدًّا.
O adam sürekli kadına musallat oluyor, kadın ondan çok korkuyor.