يَجِبُ أَنْ يَسُودَ صَمْتٌ مُطْلَقٌ بِشَأْنِ هَذَا الْمَوْضُوعِ.
Bu konuda mutlak bir sessizlik hakim olmalı.
يَجِبُ أَنْ يَسُودَ صَمْتٌ مُطْلَقٌ بِشَأْنِ هَذَا الْمَوْضُوعِ.
Bu konuda mutlak bir sessizlik hakim olmalı.
هُنَاكَ حَاجَةٌ إِلَى تَصْمِيمٍ تَامٍّ لِتَحْقِيقِ النَّجَاحِ.
Başarıya ulaşmak için mutlak bir kararlılık gerekiyor.
يَجِبُ تَنْفِيذُ هَذَا الْمَشْرُوعِ فِي سِرِّيَّةٍ كَامِلَةٍ.
Bu proje mutlak bir gizlilik içinde yürütülmeli.