تَسَبَّبَتِ الشَّرِكَةُ فِي مُفَاجَأَةٍ كَبِيرَةٍ بِالتَّرَاجُعِ عَنِ الْمَشْرُوعِ.
Şirket, projeden nükûl ederek büyük bir sürprize neden oldu.
تَسَبَّبَتِ الشَّرِكَةُ فِي مُفَاجَأَةٍ كَبِيرَةٍ بِالتَّرَاجُعِ عَنِ الْمَشْرُوعِ.
Şirket, projeden nükûl ederek büyük bir sürprize neden oldu.
أَجَّلَتِ الْمَحْكَمَةُ الْقَضِيَّةَ بَعْدَ عُدُولِ الْمُتَّهَمِ عَنْ أَقْوَالِهِ.
Mahkeme, sanığın ifadesinden nükûl etmesi üzerine davayı erteledi.