naşad

كَانَ يَنْظُرُ حَوْلَهُ بِتَعْبِيرٍ حَزِينٍ بَعْدَ فُقْدَانِ صَدِيقِهِ.

Kaybettiği arkadaşının ardından naşad bir ifadeyle etrafa bakınıyordu.

بَدَا الْجَمِيعُ كَئِيبِينَ لِأَنَّ الطَّقْسَ كَانَ غَائِمًا وَمُمْطِرًا.

Hava kapalı ve yağmurlu olduğu için herkes naşad görünüyordu.