nail

لَقَدْ كَانَ حَائِزاً عَلَى الْعَدِيدِ مِنَ الْجَوَائِزِ، لِأَنَّهُ كَانَ عَالِماً نَاجِحاً جِدّاً.

O, birçok ödülün naili oldu, çünkü çok başarılı bir bilim insanıydı.

لَقَدْ نَالَ النَّجَاحَ الَّذِي أَرَادَهُ بِالْعَمَلِ الْجَادِّ، وَهَذَا أَثَّرَ فِي الْجَمِيعِ.

Çok çalışarak istediği başarıya nail oldu, bu herkesi etkiledi.

حَصَلَ أَخِيراً عَلَى الشَّهَادَةِ الَّتِي أَرَادَهَا بَعْدَ صِرَاعَاتٍ طَوِيلَةٍ، وَكَانَتْ هَذِهِ سَعَادَةً كَبِيرَةً لَهُ.

Uzun uğraşlar sonunda istediği diplomaya nail oldu, bu onun için büyük bir mutluluktu.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler