قَامَ النَّقَّاشُ الْمَاهِرُ بِتَزْيِينِ جُدْرَانِ الْقَصْرِ بِأَوْرَاقِ الذَّهَبِ.
Usta nakkaş, sarayın duvarlarını altın varaklarla süsledi.
قَامَ النَّقَّاشُ الْمَاهِرُ بِتَزْيِينِ جُدْرَانِ الْقَصْرِ بِأَوْرَاقِ الذَّهَبِ.
Usta nakkaş, sarayın duvarlarını altın varaklarla süsledi.
رَسَمَ الْمُزَخْرِفُ أَنْمَاطًا جَمِيلَةً عَلَى سَقْفِ الْمَسْجِدِ.
Nakkaş, cami tavanına birbirinden güzel desenler çizdi.