nakzetmek

Anlamlar

نَقَضَ — يَنْقُضُ · نَقْض

اضطرت المحكمة العليا إلى نقض قرار المحكمة المحلية بسبب أخطاء إجرائية.

Yargıtay, yerel mahkemenin kararını usul hataları nedeniyle nakzetmek zorunda kaldı.

أَبْطَلَ — يُبْطِلُ · إِبْطَال

اضطرت المحكمة إلى إبطال القرار السابق في ضوء الأدلة الجديدة.

Mahkeme, önceki kararı yeni deliller ışığında nakzetmek durumunda kaldı.

فَسَخَ — يَفْسَخُ · فَسْخ

فسخت المحكمة العليا قرار المحكمة الابتدائية على أساس أنه غير قانوني.

Yüksek mahkeme, alt mahkemenin kararını hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle nakzetti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler