كَانَتْ مِثْلَ زَهْرَةٍ رَقِيقَةٍ، لَمْ أَسْتَطِعْ أَنْ أَلْمَسَهَا.
Nazenin bir çiçek gibiydi, dokunmaya kıyamazdım.
كَانَتْ مِثْلَ زَهْرَةٍ رَقِيقَةٍ، لَمْ أَسْتَطِعْ أَنْ أَلْمَسَهَا.
Nazenin bir çiçek gibiydi, dokunmaya kıyamazdım.
لَمَسَتْ وَجْهِي بِيَدَيْهَا النَّاعِمَتَيْنِ.
Nazenin elleriyle yüzüme dokundu.
لَقَدْ نَشَأَ كَطِفْلٍ مُدَلَّلٍ.
O, nazenin bir çocuk olarak büyütüldü.
Ayrıca: مُرْهَف