nazikçe

طَرَقْتُ الْبَابَ بِلُطْفٍ وَدَخَلْتُ.

Kapıyı nazikçe çaldım ve içeri girdim.

اقْتَرَبَ النَّادِلُ مِنَ الزَّبُونِ بِتَهْذِيبٍ.

Garson, müşteriye nazikçe yaklaştı.

حَمَلَتِ الطِّفْلَةُ بِرِفْقٍ بَيْنَ ذِرَاعَيْهَا.

Bebeği nazikçe kucağına aldı.

İlişkili Kelimeler