نَدِيم — نُدَمَاء
كَانَ الْأَمِيرُ يَجْلِسُ مَعَ نَدِيمِهِ كُلَّ مَسَاءٍ.
Prens her akşam nedimiyle otururdu.
كَانَ الْأَمِيرُ يَجْلِسُ مَعَ نَدِيمِهِ كُلَّ مَسَاءٍ.
Prens her akşam nedimiyle otururdu.
إِنَّهُ أَقْدَمُ وَأَقْرَبُ نَدِيمٍ لِي.
O benim en eski ve en yakın nedimimdir.
تَمَّ اخْتِيَارُ الْجَلِيسِ لِتَخْفِيفِ وَحْدَةِ الْحَاكِمِ.
Nedim, hükümdarın yalnızlığını gidermek için seçilmişti.