هِيَ نَاوِيَةٌ السَّفَرَ إِلَى أُخْتِهَا غَدًا.
Yarın kız kardeşine gitmeye niyetli.
هِيَ نَاوِيَةٌ السَّفَرَ إِلَى أُخْتِهَا غَدًا.
Yarın kız kardeşine gitmeye niyetli.
يَجِبُ أَنْ تَكُونَ عَازِمًا عَلَى الْعَمَلِ بِجِدٍّ لِتَحْقِيقِ النَّجَاحِ، وَإِلَّا فَلَنْ تَتَمَكَّنَ مِنْ تَحْقِيقِ هَدَفِكَ.
Başarılı olmak için çok çalışmaya niyetli olmalısın, aksi takdirde hedefine ulaşamazsın.
إِنَّهُ مُصِرٌّ عَلَى إِكْمَالِ هَذَا الْمَشْرُوعِ وَلَا يُمْكِنُ لِأَيِّ صُعُوبَةٍ أَنْ تُوقِفَهُ.
O, bu projeyi tamamlamaya niyetli ve hiçbir zorluk onu durduramaz.
قَصْدِيّ، مُتَوَجِّه، مُعْتَزِم