o yönden

إِذَا نَظَرْنَا مِنْ ذَلِكَ الْجَانِبِ، يَبْدُو الْوَضْعُ مُخْتَلِفًا.

O yönden bakıldığında, durum daha farklı görünüyor.

إِذَا قَيَّمْنَا مِنْ تِلْكَ النَّاحِيَةِ، سَنُدْرِكُ أَنَّ هَذَا الْقَرَارَ صَحِيحٌ.

O yönden değerlendirirsek, bu kararın doğru olduğunu anlarız.

إِذَا اقْتَرَبْنَا مِنْ هَذَا الْمَنْظُورِ، يُمْكِنُنَا حَلُّ الْمُشْكِلَةِ.

O yönden yaklaşırsak, sorunu çözebiliriz.

İlişkili Kelimeler