تُعْتَبَرُ الْأُسْرَةُ الَّتِي لَدَيْهَا ابْنٌ أَكْثَرَ احْتِرَامًا فِي الْمُجْتَمَعِ بِشَكْلٍ عَامٍّ.
Oğullu bir aile, genellikle toplumda daha saygın kabul edilir.
تُعْتَبَرُ الْأُسْرَةُ الَّتِي لَدَيْهَا ابْنٌ أَكْثَرَ احْتِرَامًا فِي الْمُجْتَمَعِ بِشَكْلٍ عَامٍّ.
Oğullu bir aile, genellikle toplumda daha saygın kabul edilir.
الْمَنْزِلُ الَّذِي عِنْدَهُ وَلَدٌ عَادَةً مَا يَكُونُ أَكْثَرَ ازْدِحَامًا وَحَيَوِيَّةً.
Oğullu ev, genellikle daha kalabalık ve hareketli olur.
الرَّجُلُ الْمُتَزَوِّجُ وَلَدَيْهِ أَبْنَاءٌ يَعْمَلُ بِجِدٍّ أَكْبَرَ لِإِعَالَةِ أُسْرَتِهِ.
Oğullu bir adam, ailesinin geçimini sağlamak için daha çok çalışır.