obruk

يُمْكِنُ لِمِيَاهِ الْأَمْطَارِ أَنْ تَتَسَرَّبَ بِسُهُولَةٍ تَحْتَ الْأَرْضِ بِفَضْلِ الْبَالُوعَةِ.

Yağmur suları obruk sayesinde yer altına kolayca sızabiliyor.

يُوجَدُ العَدِيدُ مِنَ الحُفَرِ فِي قُونِيَةَ وَتَزْدَادُ هَذِهِ الحُفَرُ عُمْقًا بِمُرُورِ الوَقْتِ.

Konya'da birçok obruk var ve bu obruklar zamanla daha da derinleşiyor.

تَتَشَكَّلُ الْحُفَرُ الْعَمِيقَةُ عَادَةً بِشَكْلٍ طَبِيعِيٍّ فِي مَنَاطِقِ الْحَجَرِ الْجِيرِيِّ.

Obruklar genellikle kireçtaşı bölgelerinde doğal olarak oluşur.

İlişkili Kelimeler