عِنْدَمَا أُعْلِنَتْ نَتَائِجُ الِامْتِحَانِ، تَأَفَّفَ الطُّلَّابُ الَّذِينَ حَصَلُوا عَلَى دَرَجَاتٍ مُنْخَفِضَةٍ.
Sınav sonuçları açıklandığında, düşük not alan öğrenciler ofladı.
عِنْدَمَا أُعْلِنَتْ نَتَائِجُ الِامْتِحَانِ، تَأَفَّفَ الطُّلَّابُ الَّذِينَ حَصَلُوا عَلَى دَرَجَاتٍ مُنْخَفِضَةٍ.
Sınav sonuçları açıklandığında, düşük not alan öğrenciler ofladı.
قَالَ الْمُدِيرُ لِلْمُوَظَّفِ الَّذِي يَشْتَكِي بِاسْتِمْرَارٍ مِنْ عَمَلِهِ أَلَّا يَتَضَجَّرَ.
Yönetici, sürekli işinden şikayet eden çalışana oflamamasını söyledi.
تَذَمَّرَ الطِّفْلُ عِنْدَمَا أَجْبَرَتْهُ وَالِدَتُهُ عَلَى تَنَاوُلِ طَبَقِ الْخُضَارِ.
Çocuk, annesi ona sebze yemeğini zorla yedirince ofladı.
زَفَرَ، تَزَفَّرَ