عَمِلَ وَالِدِي بِجِدٍّ لِيُدَرِّسَنِي فِي أَفْضَلِ الْمَدَارِسِ.
Babam beni en iyi okullarda okutmak için çok çalıştı.
عَمِلَ وَالِدِي بِجِدٍّ لِيُدَرِّسَنِي فِي أَفْضَلِ الْمَدَارِسِ.
Babam beni en iyi okullarda okutmak için çok çalıştı.
هَذَا الْمُعَلِّمُ لَا يُعَلِّمُ طُلَّابَهُ الدُّرُوسَ فَقَطْ، بَلْ يُعَلِّمُهُمُ الْحَيَاةَ أَيْضًا.
Bu öğretmen öğrencilerine sadece dersleri değil, hayatı da okutuyor.
كَانَتْ أُمِّي تَجْعَلُنِي أَقْرَأُ كِتَابًا كُلَّ لَيْلَةٍ قَبْلَ النَّوْمِ.
Annem bana her gece yatmadan önce kitap okuturdu.