olacak o kadar

لَا بَأْسَ بِذَلِكَ، بَعْضُ التَّأْخِيرِ لَا يُهِمُّ.

Biraz gecikme olacak o kadar, önemli değil.

هَذَا مُتَوَقَّعٌ، الْجَمِيعُ يَرْتَكِبُ أَخْطَاءً.

Hata yapması olacak o kadar, herkes hata yapar.

لَيْسَ بِالْأَمْرِ الْجَسِيمِ أَنْ يَتْعَبَ قَلِيلًا، فَهُوَ كَبِيرٌ فِي السِّنِّ بِالْفِعْلِ.

Biraz yorulması olacak o kadar, yaşlı zaten.

İlişkili Kelimeler