أَتَاحَتِ الشَّرِكَةُ لِمُوَظَّفِيهَا الْفُرْصَةَ لِتَلَقِّي تَدْرِيبَاتٍ جَدِيدَةٍ.
Şirket, çalışanlarına yeni eğitimler için olanak sağladı.
أَتَاحَتِ الشَّرِكَةُ لِمُوَظَّفِيهَا الْفُرْصَةَ لِتَلَقِّي تَدْرِيبَاتٍ جَدِيدَةٍ.
Şirket, çalışanlarına yeni eğitimler için olanak sağladı.
يُوَفِّرُ الْقَانُونُ الْجَدِيدُ لِلْمُسْتَثْمِرِينَ الْمَزِيدَ مِنَ الْإِمْكَانِيَّاتِ.
Yeni yasa, yatırımcılara daha fazla olanak sağlıyor.
يُعْطِي هَذَا الْمَشْرُوعُ الشَّبَابَ إِمْكَانِيَّةَ تَطْوِيرِ أَنْفُسِهِمْ.
Bu proje, gençlere kendilerini geliştirme olanağı tanıyor.
أَتَاحَ، مَكَّنَ مِنْ، فَسَحَ الْمَجَالَ