olay çıkarmak

أَثَارَ الرَّجُلُ السَّكْرَانُ مُشْكِلَةً فِي الْحَانَةِ وَتَمَّ اقْتِيَادُهُ مِنْ قِبَلِ الشُّرْطَةِ.

Sarhoş adam barda olay çıkardı ve polis tarafından götürüldü.

خَلَقَ بَعْضُ الْمُشَجِّعِينَ فَوْضَى فِي الشَّوَارِعِ بَعْدَ الْمُبَارَاةِ.

Bazı taraftarlar maçtan sonra sokaklarda olay çıkardılar.

أَحْدَثَ الْمُتَظَاهِرُونَ بَلْبَلَةً احْتِجَاجًا عَلَى سِيَاسَاتِ الْحُكُومَةِ.

Protestocular hükümetin politikalarına karşı olay çıkardılar.

İlişkili Kelimeler