olgunlaşmak

بَدَأَتِ الطَّمَاطِمُ فِي الْحَدِيقَةِ تَنْضَجُ بِبُطْءٍ، يُمْكِنُنَا جَمْعُهَا قَرِيبًا.

Bahçedeki domatesler yavaş yavaş olgunlaşmaya başladı, yakında toplayabiliriz.

بَدَأَتِ الْفَاكِهَةُ تَنَعُ عَلَى الْأَشْجَارِ مَعَ اقْتِرَابِ نِهَايَةِ فَصْلِ الصَّيْفِ.

Yaz mevsiminin sonuna yaklaşırken meyveler ağaçlarda olgunlaşmaya başladı.

مَعَ مُرُورِ السِّنِينَ، تَطَوَّرَتْ أَفْكَارُهُ وَبَدَأَ يَنْظُرُ إِلَى الْحَيَاةِ بِمَنْظُورٍ مُخْتَلِفٍ.

Yıllar geçtikçe düşünceleri olgunlaştı ve hayata daha farklı bir bakış açısıyla bakmaya başladı.

Ayrıca: اِكْتَمَلَ

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler