olur ki

رُبَّمَا يَكُونُ الطَّقْسُ جَمِيلًا غَدًا وَنَخْرُجُ.

Olur ki yarın hava güzel olur ve dışarı çıkarız.

مِنَ الْمُحْتَمَلِ أَنَّهُ يُرِيدُ أَنْ يَأْتِيَ مَعَنَا أَيْضًا.

Olur ki o da bizimle gelmek ister.