حَاوَلْنَا إِيجَادَ حَلٍّ وَسَطٍ لِإِنْهَاءِ الْجَدَلِ، حَتَّى يَكُونَ الْجَمِيعُ سُعَدَاءَ.
Tartışmayı sona erdirmek için orta yol bulmaya çalıştık, böylece herkes mutlu olur.
حَاوَلْنَا إِيجَادَ حَلٍّ وَسَطٍ لِإِنْهَاءِ الْجَدَلِ، حَتَّى يَكُونَ الْجَمِيعُ سُعَدَاءَ.
Tartışmayı sona erdirmek için orta yol bulmaya çalıştık, böylece herkes mutlu olur.
تُحَاوِلُ الْأَحْزَابُ السِّيَاسِيَّةُ اتِّبَاعَ طَرِيقٍ مُعْتَدِلٍ لِإِرْضَاءِ مُخْتَلَفِ قِطَاعَاتِ الْمُجْتَمَعِ.
Siyasi partiler, toplumun farklı kesimlerini memnun etmek için orta yol izlemeye çalışıyorlar.
لَيْسَ مِنَ السَّهْلِ دَائِمًا إِيجَادُ حَلٍّ تَوَافُقِيٍّ فِي الْمُفَاوَضَاتِ، وَلَكِنَّهُ مُهِمٌّ.
Müzakerelerde orta yol bulmak her zaman kolay değildir, ancak önemlidir.
الحَلّ الأَوْسَط، حَلّ وَسِيط، حَلّ وَسَطِيّ، اِعْتِدَال