أَسَّسَ صَدِيقَانِ شَرِكَةً وَأَصْبَحَا شَرِيكَيْنِ وَبَدَأَا الْعَمَلَ.
İki arkadaş bir şirket kurarak ortak oldular ve işe başladılar.
أَسَّسَ صَدِيقَانِ شَرِكَةً وَأَصْبَحَا شَرِيكَيْنِ وَبَدَأَا الْعَمَلَ.
İki arkadaş bir şirket kurarak ortak oldular ve işe başladılar.
سَاهَمَ الْجَمِيعُ فِي هَذَا الْمَشْرُوعِ مِمَّا جَعَلَنَا نَنْجَحُ.
Herkes bu projeye ortak olarak başarılı olmamızı sağladı.
تَشَارَكَ الْإِخْوَةُ فِي الْمِيرَاثِ وَتَقَاسَمُوهُ بِشَكْلٍ عَادِلٍ.
Kardeşler mirasa ortak oldular ve adil bir şekilde paylaştılar.
اِشْتَرَكَ