oturaklı

إِنَّهُ يَتَمَتَّعُ بِشَخْصِيَّةٍ رَصِينَةٍ، دَائِمًا هَادِئٌ وَمُفَكِّرٌ.

O, oturaklı bir kişiliğe sahip, her zaman sakin ve düşünceli.

لَدَيْهِ وَقَارٌ فِي مَظْهَرِهِ، يَمْنَحُ النَّاسَ الثِّقَةَ.

Oturaklı bir duruşu var, insanlara güven veriyor.

هَذَا الأَثَاثُ ثَابِتٌ جِدًّا، لَا يَنْقَلِبُ بِسُهُولَةٍ.

Bu mobilya çok oturaklı, kolay kolay devrilmez.

Eşdizimler