oturmuş

تَتَمَتَّعُ الشَّرِكَةُ بِمَكَانَةٍ مُسْتَقِرَّةٍ فِي السُّوقِ.

Şirket, pazarda oturmuş bir konuma sahip.

هَذِهِ التَّقَالِيدُ رَاسِخَةٌ جِدًّا فِي المُجْتَمَعِ.

Bu gelenekler toplumda çok oturmuş durumda.

هَذِهِ عَادَةٌ ثَابِتَةٌ فِي عَائِلَتِنَا.

Bu, ailemizde oturmuş bir alışkanlıktır.

Eşdizimler