oynak

هَذِهِ اللُّعْبَةُ ذَاتُ الْهَيْكَلِ الْمُتَحَرِّكِ تَجْذِبُ انْتِبَاهَ الْأَطْفَالِ.

Oynak bir yapıya sahip olan bu oyuncak, çocukların ilgisini çekiyor.

الْوَضْعُ الْمُتَقَلِّبُ فِي الْأَسْوَاقِ يُقْلِقُ الْمُسْتَثْمِرِينَ.

Piyasalardaki oynak durum, yatırımcıları tedirgin ediyor.

الْجَمِيعُ يُحِبُّهُ لِأَنَّهُ يَتَمَتَّعُ بِشَخْصِيَّةٍ مَرِحَةٍ.

Oynak bir kişiliğe sahip olduğu için herkes onu seviyor.

Eşdizimler