اعْتَادَ جَدِّي أَنْ يَجْلِسَ عَلَى جِلْدِ الغَنَمِ فِي لَيَالِي الشِّتَاءِ البَارِدَةِ.
Dedem, soğuk kış gecelerinde pösteki üzerinde oturmayı severdi.
اعْتَادَ جَدِّي أَنْ يَجْلِسَ عَلَى جِلْدِ الغَنَمِ فِي لَيَالِي الشِّتَاءِ البَارِدَةِ.
Dedem, soğuk kış gecelerinde pösteki üzerinde oturmayı severdi.
كَانَ هُنَاكَ بِسَاطٌ كَبِيرٌ مِنْ جِلْدِ الغَنَمِ فِي غُرْفَةِ المَعِيشَةِ.
Oturma odasında büyük bir pösteki vardı.