püsküllü

حَضَرَ الحَفْلَةَ وَهُوَ يَرْتَدِي قُبَّعَةً بِشُرَّابَةٍ.

Püsküllü bir şapka takarak partiye katıldı.

اِشْتَرَتْ أُمِّي سِتَارَةً مُهَدَّبَةً لِغُرْفَةِ الجُلُوسِ.

Annem oturma odası için püsküllü bir perde aldı.

كَانَتْ سِلْسِلَةُ المَفَاتِيحِ ذَاتُ الشُّرَّابَةِ تَبْدُو أَنِيقَةً لِلْغَايَةِ فِي حَقِيبَتِهَا.

Püsküllü anahtarlık, çantasında çok şık duruyordu.

İlişkili Kelimeler