pınar

عَيْن — عُيُون

هَذِهِ الْعَيْنُ تُلَبِّي احْتِيَاجَاتِ الْقَرْيَةِ مِنَ الْمِيَاهِ.

Bu pınar, köyün su ihtiyacını karşılıyor.

يَنْبُوع — يَنَابِيع

اِكْتَشَفْنَا يَنْبُوعًا خَفِيًّا فِي أَعْمَاقِ الْغَابَةِ.

Ormanın derinliklerinde gizli bir pınar keşfettik.

وَجَدْنَا نَبْعًا صَغِيرًا بَيْنَ الْجِبَالِ وَشَرِبْنَا مِنْ مَائِهِ.

Dağların arasında küçük bir pınar bulduk ve suyundan içtik.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler