حَجَزْنَا غُرْفَةً مَلَكِيَّةً فِي الْفُنْدُقِ، كُلُّ شَيْءٍ كَانَ فَاخِرًا وَبَاهِظًا لِلْغَايَةِ.
Otelde padişahi bir oda tuttuk, her şey çok lüks ve gösterişliydi.
حَجَزْنَا غُرْفَةً مَلَكِيَّةً فِي الْفُنْدُقِ، كُلُّ شَيْءٍ كَانَ فَاخِرًا وَبَاهِظًا لِلْغَايَةِ.
Otelde padişahi bir oda tuttuk, her şey çok lüks ve gösterişliydi.
تَمَّ إِجْرَاءُ تَنْظِيمٍ جَدِيدٍ بِمَرْسُومٍ سُلْطَانِيٍّ، يَجِبُ عَلَى الْجَمِيعِ الِامْتِثَالُ لَهُ.
Padişahi fermanla yeni bir düzenleme yapıldı, herkesin uyması gerekiyor.
كَانَتِ الِاحْتِفَالَاتُ الْإِمْبِرَاطُورِيَّةُ فَخْمَةً لِلْغَايَةِ، وَشَاهَدَهَا الْجَمِيعُ بِإِعْجَابٍ.
Padişahi törenler çok ihtişamlıydı, herkes hayranlıkla izledi.