فِي الْمَاضِي، كَانُوا يَدْبُغُونَ الْجُلُودَ بِالْبَلُّوطِ لِجَعْلِهَا أَكْثَرَ مَتَانَةً.
Eskiden derileri palamutlayarak daha dayanıklı hale getirirlerdi.
فِي الْمَاضِي، كَانُوا يَدْبُغُونَ الْجُلُودَ بِالْبَلُّوطِ لِجَعْلِهَا أَكْثَرَ مَتَانَةً.
Eskiden derileri palamutlayarak daha dayanıklı hale getirirlerdi.
هَؤُلَاءِ الْحِرَفِيُّونَ يُعَالِجُونَ الْجِلْدَ بِالْبَلُّوطِ لِإِعْطَائِهِ مَظْهَراً طَبِيعِياً.
Bu ustalar, deriyi palamutlayarak doğal bir görünüm kazandırıyorlar.