paradoksal

إِنَّ سُلُوكِيَّاتِهِ الْمُتَنَاقِضَةَ تُدْهِشُ النَّاسَ وَتُثِيرُ فُضُولَهُمْ فِي الْوَقْتِ نَفْسِهِ.

Onun paradoksal davranışları, insanları hem şaşırtıyor hem de meraklandırıyor.

أَعْطَى هَذَا الْوَضْعُ، بِشَكْلٍ مُفَارِقٍ، نَتَائِجَ أَفْضَلَ مِمَّا تَوَقَّعْنَا فِي الْوَاقِعِ.

Bu durum, paradoksal bir şekilde, aslında beklediğimizden daha iyi sonuçlar verdi.

İlişkili Kelimeler