إِنَّهُ جَشِعٌ لِلْغَايَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ يُفَكِّرُ فِي مَصْلَحَتِهِ فِي كُلِّ شَيْءٍ.
O kadar paragöz ki, her şeyde çıkarını düşünüyor.
إِنَّهُ جَشِعٌ لِلْغَايَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّهُ يُفَكِّرُ فِي مَصْلَحَتِهِ فِي كُلِّ شَيْءٍ.
O kadar paragöz ki, her şeyde çıkarını düşünüyor.
عَادَةً لَا يَهْتَمُّ الْأَشْخَاصُ الْمُحِبُّونَ لِلْمَالِ بِمَشَاعِرِ الْآخَرِينَ.
Paragöz insanlar, genellikle başkalarının duygularını önemsemezler.
يُحَاوِلُ التَّاجِرُ الطَّمَّاعُ بِاسْتِمْرَارٍ خِدَاعَ زَبَائِنِهِ.
Paragöz bir tüccar, müşterilerini sürekli aldatmaya çalışır.
شَرِهٌ لِلْمَالِ