بَعْدَ الْحَادِثِ، تَحَطَّمَتِ السَّيَّارَةُ تَمَامًا، وَلَكِنْ لِحُسْنِ الْحَظِّ لَمْ يُصَبْ أَحَدٌ.
Kaza sonrası araba paramparça olmuştu, ancak şans eseri kimse yaralanmamıştı.
بَعْدَ الْحَادِثِ، تَحَطَّمَتِ السَّيَّارَةُ تَمَامًا، وَلَكِنْ لِحُسْنِ الْحَظِّ لَمْ يُصَبْ أَحَدٌ.
Kaza sonrası araba paramparça olmuştu, ancak şans eseri kimse yaralanmamıştı.
تَفَتَّتَ الْمَبْنَى الْقَدِيمُ فِي الزِّلْزَالِ وَلَمْ يَتَبَقَّ سِوَى أَكْوَامٍ مِنَ الْأَنْقَاضِ.
Eski bina depremde paramparça oldu ve geriye sadece moloz yığınları kaldı.
مَكْسُور، مُهَشَّم