parfümcü

يَعْمَلُ وَالِدِي كَعَطَّارٍ مُنْذُ سَنَوَاتٍ عَدِيدَةٍ فِي بَلْدَةٍ صَغِيرَةٍ وَهُوَ مَحْبُوبٌ لِلْغَايَةِ.

Babam, küçük bir kasabada uzun yıllardır parfümcü olarak çalışıyor ve çok seviliyor.

جَعَلَ بَائِعُ العُطُورِ الزَّبُونَ يُجَرِّبُ مَجْمُوعَةً مُتَنَوِّعَةً مِنَ العُطُورِ لِلْعُثُورِ عَلَى الرَّائِحَةِ الأَنْسَبِ.

Parfümcü, müşteriye en uygun kokuyu bulmak için çeşitli parfümler denetti.

يَسْتَخْدِمُ صَانِعُ العُطُورِ الشَّهِيرُ خُلَاصَاتٍ خَاصَّةً لِسِلْسِلَةِ عُطُورٍ جَدِيدَةٍ.

Ünlü parfümcü, yeni bir parfüm serisi için özel esanslar kullanıyor.

Ayrıca: تَاجِرُ عُطُورٍ، مُصَمِّمُ عُطُورٍ، صَاحِبُ مَحَلِّ عُطُورٍ

İlişkili Kelimeler