أَسْتَخْدِمُ فُرْشَاةً وَطِلَاءً خَاصَّيْنِ لِتَلْمِيعِ حِذَائِي، إِنَّهُ فَعَّالٌ لِلْغَايَةِ.
Ayakkabılarımı parlatmak için özel bir fırça ve cila kullanıyorum, çok işe yarıyor.
أَسْتَخْدِمُ فُرْشَاةً وَطِلَاءً خَاصَّيْنِ لِتَلْمِيعِ حِذَائِي، إِنَّهُ فَعَّالٌ لِلْغَايَةِ.
Ayakkabılarımı parlatmak için özel bir fırça ve cila kullanıyorum, çok işe yarıyor.
يُمْكِنُكَ اسْتِخْدَامُ عَصِيرِ اللَّيْمُونِ وَصُودَا الْخُبْزِ لِتَلْمِيعِ الْمُجَوْهَرَاتِ الْفِضِّيَّةِ، إِنَّهَا طَرِيقَةٌ طَبِيعِيَّةٌ.
Gümüş takıları parlatmak için limon suyu ve karbonat kullanabilirsiniz, doğal bir yöntem.
أَضَافَ الْمُتَحَدِّثُ صُوَرًا أَكْثَرَ فَاعِلِيَّةً لِتَحْسِينِ عَرْضِهِ التَّقْدِيمِيِّ، وَقَدْ كَانَ نَاجِحًا لِلْغَايَةِ.
Konuşmacı, sunumunu parlatmak için daha etkili görseller ekledi, çok başarılı oldu.
أَضَاءَ، أَنَارَ، جَلَا، طَرَّى، بَهْرَجَ، سَنْفَرَ، جَلَخَ، أَنِقَ، سَنَفَ، تَضْوِيء، سَقَلَ