parsellemek

قَامَتِ الْبَلَدِيَّةُ بِتَقْسِيمِ الْأَرْضِ الْكَبِيرَةِ إِلَى قِطَعٍ صَغِيرَةٍ لِإِنْشَاءِ مَشَارِيعَ جَدِيدَةٍ.

Belediye, büyük araziyi küçük parsellere ayırmak için parselledi.

تُخَطِّطُ الشَّرِكَةُ لِزِيَادَةِ الْإِيرَادَاتِ عَنْ طَرِيقِ تَجْزِئَةِ الْأَرْضِ.

Şirket, araziyi parselleyerek daha fazla gelir elde etmeyi planlıyor.

قَامَ الْمُقَاوِلُ بِتَقْطِيعِ الْمَزْرَعَةِ الْكَبِيرَةِ لِجَعْلِهَا مُنَاسِبَةً لِبِنَاءِ الْمَسَاكِنِ.

Müteahhit, büyük tarlayı parselleyerek konut yapımına uygun hale getirdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler