كَانَ هَذَا الْفِيلْمُ بِمَثَابَةِ مُحَاكَاةٍ لِأَسَالِيبِ الْمُخْرِجِينَ الْمَشْهُورِينَ.
Bu film, ünlü yönetmenlerin tarzlarının bir pastişi gibiydi.
كَانَ هَذَا الْفِيلْمُ بِمَثَابَةِ مُحَاكَاةٍ لِأَسَالِيبِ الْمُخْرِجِينَ الْمَشْهُورِينَ.
Bu film, ünlü yönetmenlerin tarzlarının bir pastişi gibiydi.
كَانَ الْعَمَلُ مِثَالًا عَلَى تَقْلِيدٍ فَنِّيّ يَتَضَمَّنُ عَنَاصِرَ مِنْ حَرَكَاتٍ فَنِّيَّةٍ مُخْتَلِفَةٍ.
Eser, farklı sanat akımlarından öğeler içeren bir pastiş örneğiydi.
قَامَ الْكَاتِبُ فِي رِوَايَتِهِ بِعَمَلِ عَمَلٌ مُقَلَّدٌ لِلْعَدِيدِ مِنَ الْأَنْوَاعِ الْأَدَبِيَّةِ الْمُخْتَلِفَةِ.
Yazar, romanında birçok farklı edebi türün pastişini yapmış.