patırtı

أَثَارَ الضَّجِيجُ الْقَادِمُ مِنَ الطَّابِقِ الْعُلْوِيِّ فُضُولَ الْجَمِيعِ.

Yukarı kattan gelen patırtı, herkesi meraklandırdı.

كَانَ صَخَبُ الْأَطْفَالِ يُسْمَعُ فِي جَمِيعِ أَنْحَاءِ الْمَنْزِلِ.

Çocukların patırtısı, evin her yerinden duyuluyordu.

لَمْ أَسْتَطِعِ النَّوْمَ بِسَبَبِ الْجَلَبَةِ فِي الْخَارِجِ.

Dışarıdaki patırtı yüzünden uyuyamadım.

Ayrıca: ضَوْضَاء

İlişkili Kelimeler