اضْطُرِرْتُ إِلَى المَشْيِ لِأَنَّ إِطَارَ دَرَّاجَتِي كَانَ مَثْقُوبًا.
Bisikletimin lastiği patlak olduğu için yürümek zorunda kaldım.
اضْطُرِرْتُ إِلَى المَشْيِ لِأَنَّ إِطَارَ دَرَّاجَتِي كَانَ مَثْقُوبًا.
Bisikletimin lastiği patlak olduğu için yürümek zorunda kaldım.
الْبَالُونُ لَا يُمْكِنُ أَنْ يَطِيرَ بَعْدَ الْآنَ لِأَنَّهُ مُنْفَجِرٌ.
Balon patlak olduğu için artık uçamıyor.
جَيْبُ بَنْطَالِكَ مَفْتُوحٌ، يَجِبُ أَنْ تَنْتَبِهَ.
Pantolonunun cebi patlak, dikkat etmelisin.
جَاحِظ