payet

كَانَ عَلَى فُسْتَانِهَا تِرْتِرٌ لَامِعٌ.

Elbisesinin üzerinde parıldayan payetler vardı.

ارْتَدَتْ بْلُوزَةً مُزَيَّنَةً بِحَبِيبَاتٍ بَرَّاقَةٍ لِلْحَفْلَةِ.

Parti için payetlerle süslenmiş bir bluz giydi.

İlişkili Kelimeler