إِنَّهُ يَرْغَبُ بِشِدَّةٍ فِي شِرَاءِ سَيَّارَةٍ جَدِيدَةٍ، وَيَنْظُرُ بِاسْتِمْرَارٍ إِلَى الْإِعْلَانَاتِ.
O, yeni bir araba almanın peşinde, sürekli ilanlara bakıyor.
إِنَّهُ يَرْغَبُ بِشِدَّةٍ فِي شِرَاءِ سَيَّارَةٍ جَدِيدَةٍ، وَيَنْظُرُ بِاسْتِمْرَارٍ إِلَى الْإِعْلَانَاتِ.
O, yeni bir araba almanın peşinde, sürekli ilanlara bakıyor.
تَسْعَى الشَّرِكَةُ إِلَى زِيَادَةِ حِصَّتِهَا فِي السُّوقِ، وَتُطَوِّرُ اسْتِرَاتِيجِيَّاتٍ جَدِيدَةً.
Şirket, pazar payını artırmanın peşinde, yeni stratejiler geliştiriyor.
يَطْمَحُ الشَّبَابُ إِلَى بِنَاءِ مُسْتَقْبَلٍ أَفْضَلَ، وَيَعْمَلُونَ بِجِدٍّ.
Gençler, daha iyi bir gelecek inşa etmenin peşinde, çok çalışıyorlar.